6 Mayıs 2014 Salı

from my sketchbook

hydrangea


 
 
Ben küçükken, daha ilkokuldayken İzmir-Karşıyaka'da yaşıyorduk. Hafta sonları babaannemin evine giderdik. Asla aksamazdı. Yaz aylarında babaannem sofrayı balkona hazırlardı. Çeşit çeşit zeytinyağlı ve elbette yoğurt soslu patlıcan kabak kızartma...
 
Bazen de babaannemin kardeşi Şükran babaanneye giderdik hep birlikte... İzmir'in bir köyünde otururdu. Tam bir Ege köyüydü Armutlu... Taş köy evleri, Arnavut kaldırımı gibi döşenmiş taş yollar... En çok da yolların kenarına, kaldırımın dibine açılan oluğu severdim. Yağmur yağdı mı hiç birikmez o oluklardan akar giderdi. Ama nereye giderdi bilmezdim.
 
Şükran babaannenin bahçesinde tepesinden inmediğimiz dut ağacı, erik ağacı ve hatırlayamadığım daha bir sürü ağaç vardı. Çiçekleri mis gibi kokardı. Odunluğun üzerine doğru uzanan merdivenden çıkar dut ağacına ulaşırdık, kuzenlerim Osman, Pınar ve ben...
 
Şükran babaannemin evini de çok severdim. Yazın deli sıcağında hep serin olurdu. Yerler taştı. O zamanlar bilemezdim ama şimdilerde deli gibi beğendiğim desenli karolarla kaplıydı mutfak ve mutfağın önündeki küçük yemek odası. Masanın bulunduğu bu odadan da bahçeye çıkılırdı...
 
Salonda en net hatırladığım salonu ikiye ayıran camlı kapıydı. Desenli camları vardı. Belki de yanlış hatırlıyorumdur. O kadar uzun zaman oldu ki... Ortancalar nerede diye soracaksınız şimdi bana :) Daldımmm gittimm eskilere :)
 
Bazen Şükran babaanneme gidince bizi bir komşusuna götürürdü. Sanki uzaktan akraba idi hayal meyal öyle kalmış aklımda. Basma şalvarı, sırtından eksik olmayan yeleği ve iğne oyası kenarlı yazması ile ton ton bir teyzeydi. Adını kesinlikle hatırlamıyorum ama büyük ahşap kapıdan bahçeye girince mis gibi pestil koktuğunu ve bahçede kocaman kocaman açmış rengarenk ortancaları çok net hatırlıyorum. Yusyuvarlak, kocaman, mavi, mor, yeşil, beyaz, pembe ortancalar. Başka hiçbir yerde görmediğim bu top top çiçeklere bayılmıştım. O gün bugündür çok severim...
 
Güzel bir çocukluk geçirdim ben. Hem de çok güzel... Babaannem ve dedemin elinde az şımartılmadım. Karşıyaka sokaklarında büyüdüm, denizin tuzunu ciğerime çeke çeke... Akşam olur sokaktan eve girmek bilmezdik... Yemek yenir, ardından mutlaka 06 dondurmacısına gidilir, parça çikolatalı dondurma yenir. Öğlen istemeye istemeye öğle uykusuna yatırılır. Uyuyamadan bir sağa bir sola dönerken önce için geçer sonra derin rüyalara dalınır. Gevreeeek ya da yoğuuurt ya da badeeeem ya da çiğdeeem diye bağıran seyyar satıcının bağrışıyla uyanılır, koşa koşa sokağa fırlanır ne satıyorsa ondan alınır. İzmir'de büyümek ayrıcalıktır...
 
Vapurla karşıya geçilir, kordon boyu yürünür, fuar zamanı mutlaka Zeki Müren izlenir, fuarda gezerken İş Bankası çeşmelerinden su içilir, küçük trene binilir...
 
Yazları mahallecek hatta aşağı mahalledekiler kırmayıp onları da davet ederek otobüse toplaşılır Aliağa'ya gidilir, Şişmanın yerinde tahta masa sandalyelere yerleşilir cumburlop denize atlanır. Büyükler hazırlık yapadursun çocuklar buruşana kadar denizde oynaşır. Öğlen yorgun düşen minik vücutlar birleştirilmiş tahta sandalyalerde uyuyakalır. Uyanınca bol domatesli karpuzlu bir ziyafet çekilir. Şişman amcanın henüz yakaladığı dev midyeye balık yedirişi izlenir... (bu hayal mi gerçek mi ben de gerçekten bilmiyorum :))
 
İzmir ile anlatacaklarım elbet bu kadar değil... Ama işe gitmem gerektiği için daha uzun uzun bir postu sonraya bırakıyorum :) Yukarıdaki suluboya ortancalardan nerelere geldik... Şu sıralar suluboya çiçek çalışmak istiyorum hep... Aşağıdaki de geçen yaz aldığım ortancalar. Ancak yaz bitene kadar yaşadılar :( Bir daha da almaya kıyamadım...
 

 
 
Seden Sezer yeni bloğundan bildirdi :) sevgiyle kalın...

 

7 yorum:

  1. Alaybey, Cumhuriyet ya da Ankara ilköğretim okulu:) Hangisi? Şu yalıdaki 06 mı dondurma yediğin? Anıtta kayıp hergeleye takılıyor mudun sen de? Çocukluğuma götürdün beni Seden:) silkelenip çalışmana döneyim, ne denir ki yine çooook güzel...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anitta kaymak en buyuk eglencemizdi. Vay beee ayni dili konusmak ne guzel :D

      Sil
  2. Aynen canim yalidaki 06 :) 1740/1 sokakta otururdu babaannemler. Hani su u seklindeki skkak. Aydogdu ilkokulunda okudum. Hey gidi gunler

    YanıtlaSil
  3. Ben Alaybey' de okudum. Belki de geçmişte karşılaştık ama farkında değiliz. Seni tanımak güzel oldu gerçekten, aynı havayı soluduğumuz için ayrı bir yakın hissettim kendime. Umarım bir gün, bir yerde, bir şekilde biraraya geliriz ve çok eskide kaldığını düşündüğümüz ancak tazeliğini yitirmemiş, içimizdeki çocuğu yaşarız:))) 06' da olmasa da dondurma yeriz belki...

    YanıtlaSil
  4. Ben de cok ama cok isterim :)

    YanıtlaSil
  5. Sevgili Seden,

    Yeni Blogun hayırlı olsun. Umarım çok güzel çalışmalar izleyeceğiz. 10 parmağında 10 marifet güzel ve genç annenin anneler gününü kutlarım.Bende küçükken dut ve diğer ağaçlardan aşağı inmezdim. Bu nedenle, düşmeler vb. olayları çok yaşadım. En ilginci ise yanımızda evde oturan yaşlı bir çift için ağacın tepesinde zamansız ezan okurdum. Onlarda namaz kılardı. Farkedildiğinde epey büyük cezalar aldım, ailemden. Ne güzel günlerdi. Herşeyin gönlünce ve de sağlık içinde geçmesini dilerim. Kucak dolusu sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öznurcum çok teşekkürler... Senin de anneler günün kutlu olsun

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...